Evvel zamanda Tuğçe Baran denen paçoz bir yazar vardı. Bak ben neleri ne zamanlarda kaçırmışımda haberim yokmuş. E tabi hızlı yükselip parlayan sonra , unutulup giden herşey gibiydi o aptal sarışın … Bu yazıyı sırf Tönbekicinin ne güzel gidişat yakalayıp bunu nasıl bize kaymaklı ekmek kadayıfı gibi sunmuş, onun için yazdım..
Tesadüftür ki, dün gece interneti meşk ederken Ayşe Arman’ın zamazingo yazılarından birine rastladım . Hani sürekli takip ettiğimden değil hatta gram sevmem o saçma sapan satırları ama ne hikmetse birşeyler oldu o vakit ( kesin linkteki haberin giriş metnini okumamışımdır ) ve sonuna kadar okudum. Arada Ayşe Arman Laflarını görünce bırakasım geldi ama , analarımızın bize ” arkandan ağlar ” lafını yazıya yapıştırıverdim.
Ne iyi edipte okumuşumdur ki, acınası durumu öğrenememekten geri kalmadım. Hani şimdiye dek olan satırlar sizi yazıya iştahlandırıcı olacak ama okumayın ben özeti yapayım, ben harcadım güzelim zamanımı ama siz boşuna heba etmeyin derim.
Namı diğer , Mutlu hanım, Tuğçe Baran diye bir karakter yaratıp hatta resmini bile Porno yıldızı bir hatunun vesikalığı haline getirip yıllar yılı garibim, fukara halkıma ” Ahanda en vahşi aynı zamanda yahşi, seks yazarı, üfürükten teyyare insan sarrafı en babacan yazarınız benim ” mizacıyla Türkçe’nin de içine ederek dayamış geçmiş.
Gerekçe olarak da ; yok bakkala nasıl giydiririm , ev sahibine nasıl içten içten yetmiş milyon huzurunda ” Yuh be Hasan emmi, o kiraların zam yüzdesi kadar iktidarsız oğluna viyagra al emi ! ” misali cümleleri başka nasıl tokuşturacağını ancak bunu yapsa yapsa hayallerinin prensesi Tuğçe Baran’ın yapabileceğini göstermiş. E tamam Tayyip basına kısıtlama getirdi de bi Hıncal’ı, Ahmet’i susturamadıysa sende giydirirdin canım , nede olsa bakkalın, çakkalın, çukkalın, mecliste fink atıp karşılıklı yumruk dalaşı yapmıyor ya. Hem madem giydiricek birileri varda hayatta kalma savaşını en iyi şekilde yaşayan senmişsin ya ( yazıda İstanbul’un yahşi vahşilerindenim gibi şeyleri dile getirmiş ) nerde cadaloz fiyakan ? Giydir madem.. Tuğçe ‘yi yer ama bunu yemez canım, halkım .. Ayrıca bak ben nasıl giydiriyorsam, Taksimde rastlaşsak yazı üzerine ve sende okumuş olsan ben senden niye çekineyim ki , sende yapabilirdin demi ?
İnanın oraya buraya giydiriş değil demek istediğim. Özetle şu, ” Benim elimden bir şey gelmiyor yahu, oturayım kıçımın üzerine de halk ne ister, yaz sarışın, yaz haydar dümen gibi olsun, yaz arada söveceksin, yaz posta gazetesi ne yazıyorsa onu papağancılık oynayarak sende köşene yaz… Bunları yap vur voleyi ” mantığıyla bir yerlere gelip, sonrası ” Ay ben şizofren biri yarattım bak , ünlü olmak güzelmiş de hayalim , varsayımım ünlü oldu , e ama ben ondan daha iyiyim ” gibi elmalı tart kadar sıkıcı cümlelerle kafanın kocamanlığını gizlemeye çalışmak , düşüncenin taşrasındaki insanların haricindeki çemberdeki olanları nasıl gülme krizine sokacak, küfrettirecek anlayamıyor, kestiremiyor olmak beni ne kadar eğlendirdi…
Ama haklı bazen insan arada şizofren oluyoruz da , bakkala giydirmemek için değil. Gerçi biz ona giydirsek o da sanki boş kalıp nar suyu ikram edecek .. Diyeceğim, bak Tuğçe benzeri sen ( Sen bildin onu ) ne kalemi kuşanmaya benzer bu işler ne halep-arşın ikilemesine.. Azıcık düşünen , çözer toplumsal havuz problemini..
E sana göre ben yanlış başladım gerçi fatihtoprak.com değilde orhangırtlak.com yapmak lazımdı adı – sanı…
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI
Popüler arama motoru Yandex Haber servisinde Blogumuz içeriklerini anlık akışa ekledi, ilgili akış linki için buradan devam ediniz.
tek kelime ile çok keyifli bir yazı olmuş sevgili @Fatih. açık yüreklilik ile ne demek istediğini demeye çalışmış hatta demişsin, sende tuğçe baran'ın erkek versiyonu gibi yazmışsın. seni ona benzettim neden ? zaten yazıdan anladığım kadarıyla sende ondan pek haz almıyorsun ama bu seni zevkle okudum anlamına gelmiyor. en azından şunu dile getirmek istemiştim, sevmesek de okuyoruz. tekrar teşekkürler.
tuğçe baranın milleti gerçekten acaip kekledi yıllarca. okumuyorum okutturmuyorum …
[...] için arz ettim ben , yanlış olur doğru olur herkesin takdiri ayrıdır. Zamanında ben bunları Mutlu Tönbekici için de [...]