Her zaman beklenmediklere açıktır yürek, kalp,
Suskunluğun çaresizliği kimi zaman yoldaş oluverir karanlığımsılıklara,
Ancak beklenilesi durumların en özeli seni yakandan yakalıyıverir ve,
Hiç umulmadık anda başka dehlizlere bırakılıverir beden,
Nice yirmili yaşlı insancıkların arasında,
Fazlası benimsenemeyecek kadar uzun soğuklukların tek celsesidir belki,
ancak bilinmez morumsu kırıklıkları düşlerin.
Sonraları günler hep birbirinin aynını gelir,
Aslında değildir bunlar aynını ,
Mümkün mü ki , pazardan sonrası bir pazar daha olsun,
olmaz işte aynı olan aslında düşünce yapısının değişmemesi,
Farklı bir şeyle karşılaşılmaması,
Ne bileyim farklı şekilde nefes dahi alınamayacak kadar sabit yaşamasıdır ruhun..
İşte bu zamanların herkesi boğup , sıkıştırdığı elbette ki olası,
Ve onlardan birisini yaşıyor sanırım şu beden ve ruh,
İkizini arıyor belki, belki de kendinden kalan beğenileri,
Yontulmamış seyrü-seferliğinde arıyor , bulunulası mı değil mi , tartışılır.
Ancak mutlu her şeye , basitliğe, emiriliğe, yalnızlığa, özleme, hasrete, kıyıma, rağmen…
Ve bir kaç kişinin sesini duymak huzuru getirir olur bu aralar
Farklı farkındalıkların içinde olan bene – bedene..
Söz gelimi aynı yere çıkar aslında; Bay Friedrich Nietzsche ‘nin dediği gibi…
” Okunmayı değil, ezberlenmeyi istemek.. ”





