Bu ve buna benzer kelimeleri hem kendi hemde karşı cinslerim dahil hayat boyu hepimiz duymuş belki de kullanmışızdır ! Ya da en az ben kadar kullanıldığı zamanlarda fena halde sinirlenir vaziyette olmuşsunuzdur. Ancak işte boşuna denilmiyor , söylenilmiyor bazı şeyler ; ” Yaşamadan herşey vız gelir, tırıs gider diye.. ”
Hep dediklerimden / dediklerinden pay biçerdim büyüklerimin beni sevenlerin yani , hayatımın etkilenilesi kısmının ne yüzde ile bu durumdan nasiplendiğine. Sanırım bazı detayları ya unutmuş ya da atlayıvermişim ki ” Askerliğin insanı adam etmesi ” konusunda pek bir ezberci mentalitenin olduğunu kabul ediyordum önceleri. Ancak yanılmışım…
Sadece vatana olan aşk, herhangi bir kötü hal durumunda ( örneğin harp, olağan üstü hal, seferberlik gerektiğinde ) neler yapman gerektiği , vatanına, sancağına , kısacası namusuna nasıl sahip çıkmanın nasıl yapılacağı / bunu nasıl başaracağının empoze edildiği Recep Tayyip’in bile söylediği diğer bir deyim ile ” Yan gelip yatma yeri ” olmayan asker ocağında , insan evladı kendisine düşünmesi için o kadar zaman ayırıyorki, o zaman adamlık mertebesinin katsayısının sizde ne kadar pi ‘sel ( pi sayısı : 3,14 ) değeri olduğunu anlıyorsunuz.
Belki ecdadımız bunu dilediğimiz veyahut benim anlamlandırdığım vaziyette düşünerek söylememiş veya belirtmek istememiş olabilir ancak , kültür seviyesi en az bana yakışır derecede olan herkes bunu rahatlık ve kolaylık ile anlayabilir çözebilir.
8 – 10 saatinizi size verilen görevler ile harcarken geriye kalan zamanlarınızı tamamen kendinizle / geçmişinizle ve hatta geleceğinizde olacak olan herşeyi düşünmek , programlamak ve planlamak ile geçiriyorsunuz askerlik hayatınız boyunca. Bu sebeple eskide kalan hatalarınızın sağlamasını , muhasebe ve mahkemesini oldu olasıya yineleyerek tekrar kerelerce düşünüyor yapıyorsunuz. Geriye dönülüşü yok hiç bir şeyin / özellikle zaman kavramında ancak , bazı şeyler vardır ya hani hayatınızda tekrarlanmaması için birşeyler yapmanız mümkündür, işte onları dahi yapamıyorsunuz o süre zarfı boyunca.
Bilakis, sivil hayatınız boyunca aldığınız her nefesin bile değerini anlıyor, özgürlüğün özlemini çekiyorsunuz. Ha o birlikte iken , o yeşil üniforma altında iken özgür değil misiniz ? gibi bir soruya takıntı olabilir aklınız ama orada iken özgürlük kavramınız bile farklı oluyor inanın. Çünkü orada benimsediğiniz özgürlük varsayımı, sizin elinize dondurmanızı alıp , İstiklal Caddesinde sevgilinizle kol kola yürürken bir dondurmayı öpüp, bir de sevgilinizin / kadınınızın dudaklarına kavuşmaktan tamamen farklı .. Oradaki özgürlük , gerçek namusunuzun, sizler / bizler için kanını akıtmış, soyunu kurutmuş, bayrağımızın kırmızısına kan damlası ile can vermiş erenlerimizin , yücelerimizin ruhunun nefes alıp verişinin mukaddes özgürlüğü..
Belli zaman sonra hayatınızın ordunuzdaki arkadaşlarınız ve üstlerinizden ibaret olduğunu asıl zevk ve heyecanın oradaki yüce insanlar asıl öğretmenler olduğunu anlıyorsunuz. Yeri geldiğinde kendilerinden / haftasonları izinlerinden bile fedakarlık edip , sizlere birşeyler vermeye çalışan insanların aslında size ne kadar çok şeyler vermiş olduklarını , uzun zaman sonra kafasında kep olmayan, saçını jöleleyen insanlar gördükten sonra anlıyorsunuz.
Eski ecdadımızdan süre gelen deyimle ” sizler ” Adam olmuş oluyorsunuz.Gerçi her askerlik yapan adam sıfatı taşıyor mu tartışılır ama , lezzetini alan bence akmasa da damlayacak cinsten olacak kadar etkilenir , bu kahvenin çekirdeğinden.
Takdir ettiğim , Rafet Uzman’ımın on numara bir cümlesi var ; ” Hayat Kitaplarda Güzeldir ! ”.. Anlayana..
Henüz yorum eklenmemiş..
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI